Diyet ve Glisemik İndeks


(ARKADAŞLAR, YAZININ UZUNLUĞU SİZİ DİKKATLİCE OKUMAKTAN VAZGEÇİRMESİN,SADECE DİABET HASTALARININ DEĞİL; SAĞLIKLI BESLENİP KİLO VERMEK İSTEYENLERİN DE DİKKATE ALMASI GEREKTİĞİNE İNANDIĞIM BİLGİLER İÇERMEKTEDİR!)


ÖNSÖZ
Yemek yemek yaşamın zevklerinden biridir. Diyabet hastası olmak bu gerçeği değiştirmez. Günümüzde diyabet hastalarına yiyeceklerini geniş bir yelpazenin içinden seçmesi öğütlenmektedir; hiçbir şey yasak değildir. Bu, yemek keyfinizden vazgeçmeniz veya yeni tarifler, yeni lezzetler denememeniz anlamına gelmez. Önemli olan dengeli beslenme alışkanlığını edinmeniz ve öğünlerinizi sağlığınızı artıracak çeşitli gıdalardan oluşturma farkındalığına erişmenizdir. Yıllar süren incelemeler diyabet hastalarının sağlıklı yaşamak isteyenlerin yapmaları gerekenlerle bire bir aynı tarz bir yaşam sürmeleri gerektiğini ortaya koymuştur.Bu kitaptaki tariflerin ve tavsiyelerin aslında tüm insanlara sağlık adına söylenenlerle aynı olduğunu göreceksiniz - az yağ,,az şeker,az tuz ve bol sebze-meyve.
Diyabet hayatınızı değiştirir; günlük planlama, özen ve kararlılık gerektirir. Yiyeceklerinizin yaşam tarzınızIa paralellik göstermesi beklenir. Bu kitapta yeni tatlar deneyecek,otların yararlanndan faydalanacaksınız. O halde okumaya devam edip yemekten zevk alırken sağlığınızı kontrol altında tutmanın yollarını keşfedin. Ancak tariflere geçmeden önce diyabet hakkında biraz daha ayrıntılı fikir sahibi olalım.

DIYABET NEDIR?
Sıkça rastlanan bir durum olan diyabet ya da diğer adıyla şeker hastalığı, bedenin glikozu gerektiği gibi kullanamamasından dolayı vücutta glikoz oranının (şekerin) çok yüksek olmasıdır. Bunun nedeni bedenin glikozu enerjiye dönüştürmesi gereken mekanizmasının gerektiği gibi çalışmamasıdır. Normalde vücudunuzdaki glikoz oranı insülin adında bir hormon tarafından dikkatle kontrol altında tutulur. İnsülin hemen midenin arkasında bulunan pankreas tarafından üretilir. Pankreas glikozun hücrelere nüfuz ederek enerji üreten bir yakıt işlevi görmesini sağlar. Bedende yetersiz insülin üretildiğinde veya üretilen insülin gerektiği gibi kullanılamadığında kişide diyabet ortaya çıkar.
Yediğimiz şekerli gıdalardan veya ekmek, patates gibi nişastalı gıdaların sindiriminden glikoz elde ederiz.Glikoz ,aynı zamanda karaciğer tarafından da üretilir.Yemek yedikten sonra kandaki glikoz seviyesi yükselir,bedende insülin salgılanmıştır. Vücuttaki kan şekeri seviyesi düştüğünde (örneğin egzersiz yaparken), insülin seviyesi de düşer. Bu nedenle insülin, kandaki glikoz seviyesini düzenlemede ve özellikle de glikoz seviyesinin çok fazla yükselmesini engellemede hayati bir rol oynar.
İki tip diyabet vardır. Birinci tip, insüline bağımlı olan, ikincisi ise insüline bağımlı olmayandır. Birinci tip, pankreas da insülin üreten hücrelerin yok olmalarından dolayı bedende insülin oranının ciddi şekilde düşük olması durumudur. Bu durum genellikle kırk yaş altı kişilerde ve sıklıkla çocuklukta ortaya çıkar. İnsülin iğneleri ve özel diyetle tedavi edilir.
İkinci tip, bedenin hâlâ biraz insülin ürettiği ancak ihti¬yaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığı veya üretilen insülini gerektiği gibi kullanamadığı durumlardır. Bu durum genellikle kırk yaş üstü kişilerde ortaya çıkar. Özel diyet ve egzersizle tedavi edilebilirken, zaman zaman ilaçlara ve insülin iğnelerine başvurulur.
DİYABETİN TEMEL BELiRTİLERİ NELERDİR?
• Susamanın artması
• Çok sık tuvalet ihtiyacı - özellikle geceleri
• Aşırı yorgunluk
• Kilo kaybı
• Genital bölgede kaşıntı
• Görmede bulanıklık
İkinci tip diyabet yavaş yavaş gelişir ve belirtileri genellikle daha yumuşaktır. Kişiler belirtileri "yaşlanmaya" veya "fazla çalışmaya” bağlar. Bazıları ise belirtilerin hiç farkına varmazlar diyabetleri ancak rutin sağlık kontrollerinde ortaya çıkar. Birinci tip diyabet çok daha hızlı gelişir, genellikle birkaç haftada ilerler. Her iki tip diyabet de ciddi olmasına karşın, bir kez teşhis edilip tedaviye başlandıktan sonra belirtiler süratle yok olur. Diyabet kontrol altına alındığında diyabetli kişilerin sağlıklı ve hareketli bir yaşam sürmemeleri geçerli hiçbir neden yoktur. Ancak tedavide geç kalınması körlük, böbrek yetmezliği ve kalp rahatsızlıkları gibi komplikasyonlara neden olabilir.

DİYABETE SEBEP OLAN NEDİR?
Diyabet sık rastlanan bir sağlık sorunudur. Diyabet hastalarının dörtte üçü ikinci tip diyabet hastasıdır. Birinci tip her yaşta ortaya çıkabileceği gibi, genellikle çocuklukta veya on beş yaşın altında teşhis edilir.
Daha önce de değinildiği gibi, birinci tip pankreasta insülin üreten hücrelerin bulunmamasından kaynaklanır. Bu hücrelerin neden dolayı hasar gördükleri kesin olarak tespit edilememiştir. Ancak bu durumun bedenin bu hücrelere karşı anormal tutumundan kaynaklandığı varsayılır. Bir virüsün veya başka bir enfeksiyonun bunu tetiklemiş olabileceği düşünülmektedir. Genellikle genç ınsanlar etkilenir, ancak cinsiyetler arasında bir etkilenme farkı gözlemlenmemiştir.
İkinci tip diyabetikler orta ve ileri yaşlarda ortaya çıkmasından ötürü eskiden yaşlanmanın etkisi olarak değerlendirilirken, günümüzde diyabet hastası olan genç insanların sayısında artış görülmektedir. Bunun temel nedeni bedenin kendi ürettiği ınsülini kullanamamasıdır. Bazı kimseler bunu "hafif diyabet" diye nitelendirseler de, her diyabet hastası titizlikle ele alınmalı ve doğru şekilde tedavi edilmelidir.
İkinci tip diyabet olma olasılığı yüksek kimseler ailesinde diyabet olanlar, kırk ile yetmiş beş yaşları arasındakiler, Güney Asya ve Afrika-Karayiplerde yaşayanlar, aşırı kilolu insanlar, hamilelikte "yüksek şeker" sorunu yaşamış veya çok iri bebek doğurmuş kadınlardır.
Diyabetin başka nedenleri de vardır, ancak bunlara oldukça seyrek rastlanır. Pankreasın bazı rahatsızlıkları tetikleyici olabilir. Bazen bir kaza veya bir hastalık, kişinin farkında olmadığı diyaberin ortaya çıkmasına neden olabilir. Diyabet şeker yemekten veya yanlış beslenmekten oluşmaz. Stres diyabete neden olmaz, ancak kişi diyabetikse belirtilerin ortaya çıkmasında etkili olabilir. Diyabet bulaşıcı değildir, kimseden bulaşmaz, kimseye bulaştırılamaz.
DIYABET TANISI NASIL KONUR?
Diyabet tanısı, çeşitli uluslararası kuruluşların (WHO, Amerikan Ulusal Diyabet Veri Gurubu=NDGG) belirlediği aşağıdaki oranlara göre konmaktadır.
a) Klasik diyabet bulguları olan bir kişide herhangi bir zamanda ölçülen plazma glikoz düzeyinin 200 mg/dl olması.
b)En az sekiz saattir aç (kalori almayan) bir kişide plazma şekerinin 140 mg/dl olması. Yakın zamanda Amerikan Diyabet Birliği açlık kan şekeri sınırını 126 mg/ dl olarak belirlemiştir.
C)Şeker yükleme testinde (OGTT) 2. saatteki plazma Glikoz düzeyinin 200 mg/dl olması.
DİYABET NASIL TEDAVİ EDİLİR?
111,1 lll' kadar diyabet "iyileştirilemezse" de, çok başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Farklı tedavi yöntemlerine değinmeden önce kandaki glikoz seviyesi hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir.
Şekerli ve nişastalı yiyecekler sindirildiğinde glikoza dönüşürler.Kişi diyabet olduğunda vücutlarındaki glikoz, insülin olmaması veya gerektiği gibi kullanılamaması nedeniyle enerjiye dönüşemez. Karaciğer glikoz üretmeyi sürdürür.Ancak bu da enerjiye dönüştürülememektedir. Bu durumda vücut yağ ve protein depolarını kullanarak daha fazla glikoz üretmeye çalışır, ancak bu da enerjiye dönüşmemektedir. Tedavi edilmeyen diyabetli kişilerin kendilerini çok yorgun hissetmelerinin ve kilo kaybetmelerinin nedeni budur. Kullanılmayan glikoz idrar yoluyla vücuttan atılmaya çalışılır - tedavi edilmeyen diyabetlilerin sık sık tuvalet ihtiyacı hissetmeleri bundandır. Birinci tip diyabetikler insülin iğneleriyle ve sağlıklı bir diyetle tedavi olurlar. İkinci tip diyabetikler sağlıklı bir diyet ve egzersizin yanı sıra bazen ilaç da kullanırlar. Zaman zaman ikinci tip diyabetiklerin kendileri insülin üretmelerine rağmen insülin iğnesi yaptırması gerekebilir.
SAĞLIKLI YEMEK YEMEK
Diyabetiklere önerilen diyet özel bir diyet değildir; herkese önerilen dengeli beslenme şekillerinin aynısıdır -daha az yağ, daha az şeker, daha az tuz ve bol bol sebze-meyve. Yedikleriniz kan şekeri seviyenizi doğrudan etkiler. Aynı zamanda kanınızdaki yağ (kolesterol) oranını da etkilemektedir. Bu nedenle yediklerinize özen göstermek, doğru gıdalarla beslenmek sağlıklı bir yaşam için kaçınılmazdır.
6 ADIMDA SAGLIKLI BİR DİYET
1. Ekmek, makarna, patates, pilav ve tahıllar gibi nişastalı gıdalar tüketin. Bu, kanınızdaki glikoz seviyesini kontrol altında tutmanızı sağlayacaktır. Yüksek lifli kepekli ürünleri daha sık tercih edin.
2. Yağ tüketimini azaltın, özellikle kalp rahatsızlıklarına neden olan hayvansal yağları. Daha az yağ ve yağlı yiyecekler tüketmek fazla kilolardan kurtulmanızı da sağlayacaktır. Yağsız ve az yağlı yoğurt benzeri ürünlere yönelin. Izgara yapmak, buharda veya fırında pişirmek, kızartmadan çok daha faydalı yöntemlerdir.
3. Daha fazla meyve-sebze tüketin - tüm diyetinizi dengede tutmanın yanı sıra yeterli vitamini ve lifı alabilmeniz için günde beş porsiyon meyve-sebze yemeyi hedefleyin.
4. Şeker ve şekerli gıdaları azaltın. Bu şekersiz bir diyet uygulamak anlamına gelmemelidir. Şekersiz veya az şekerli içecekler tüketin, çünkü şekerli içecekler glikoz seviyesini çok hızlı yükseltir.
S. Daha az tuz tüketin. Yiyeceklerinize tuz serpmek yerine, otlar ve baharatlarla tatlandırın.'
6. Alkol tüketimini azaltın - bu da kadınlar için günde iki bardak, erkekler için günde üç bardak demektir. Alkol kanınızdaki glikoz seviyesini fazla düşüreceğinden, mide boşken içki içmemek gerektiğini unutmayın. Ayrıca alkol aldığınızda asla araba kullanmayın.
Önerilerden de görebileceğiniz gibi özel bir diyabet diyetine ihtiyaç yoktur. Diyabetik ürünlerin kullananlara özel avantajlar sağladığı açıkça görülmediğinden bunları kullanmanız tavsiye edilmez. Sağlıklı bir diyetin vazgeçilmezleri değiller, üstelik de oldukça pahalılar.
Yemeniz gereken miktarlar konusunu bir diyet uzmanı veya doktorunuzla tartışıp kararlaştırabilirsiniz. Bu kişiler size yiyecekleri pişirme şeklinizde değişiklik yapmanızı veya bazı malzemelerinizi değiştirmenizi önerebilir. Ancak temelde diyetiniz yemeye alışık olduğunuz ana gıdalardan oluşacaktır.

YEMEKLERİNiz NİŞASTALI KARBONHİDRATLAR iÇERSiN
Daha önce de gördüğüniüz gibi, yemeklerinizin temelini meyve ve sebze gibi karbonhidratlar oluşturmalıdır. Yemeklerinizde yeterince nişastalı gıda tükettiğinizden emin olmanın pratik bir yolu tabağınızın yarısını bu gıdalann oluşturmasına ve et, tavuk, balık gibi protein içeren gıdaların daha küçük porsiyonlar halinde tüketilmesine dikkat etmektir.
Diyabetli kişilerin ekmek, patates, pilav gibi nişastalı gıdaları yememeleri gerektiği sanılır, bu doğru değildir. Bazı hastaların yemek aralarında karbonhidratlı gıdalar atıştırmaları bile gerekebilir. Bu kandaki glikoz seviyesinin kontrol altında tutulmasını sağlayacaktır.

DÜŞÜK GLlSEMIK İNDEKSLİ GIDALAR
TÜKETİN
Gl terimini daha önce hiç duymamış olsanız bile, diyetinizde baklagiller ve fasulye gibi GI'i düşük gıdalar tüketmeniz size önerilmiş olabilir. Bu gıdalar glikoz seviyesini yavaş yavaş yükselttiğinden ve sizi daha uzun süre tok tutup iştahınızı ayarladığından, kandaki glikoz seviyesinin kontrolünde çok etkilidir.
Daha önceleri herhangi bir karbonhidratlı yiyeceğin kandaki glikoz seviyesinde aynı etkiyi yaptığı düşünülürdü. Ancak günümüzde farklı karbonhidratların glikoz seviyesinde farklı etkiler yarattığı bilinmektedir. Örneğin, ekmek olarak tüketilen 30 gr. karbonhidrat, makarnadan veya meyveden elde edilen karbonhidratla aynı değildir.
Yiyeceklere kan şekeri seviyesindeki etkilerine göre Gl değerleri verilmiştir. Glikoz veya 50 gr. beyaz ekmek standart referans olarak belirlenmiştir (Gl 100), diğer yiyeceklerin de bu değerle karşılaştınlarak Gl değerleri tespit edilmiştir.
Bir gıdanın Gl değeri pişirme şeklinden, dokusundan, beraberinde içilen ve yenen gıdalar olmak üzere birçok şeyden etkilenir. Bir yiyecek çok nadir olarak tek başına tüketilir, örneğin yulaf sütle, fasulye ekmekle tüketilir. Bundan dolayı gıdaların Gl değerleri değişeceğinden, bireysel Gl değerlerine bakmak işe yaramayacak ve tüm öğünün Gl değeri hesaplamaya çalışmak fazla karmaşık olacaktır. Prensip şöyledir: düşük Gl değerli yiyecekleri yüksek Gl değerli yiyeceklerle tüketmek. Böylece tüm öğünün Gl değeri düşürülmüş olur. Örneğin, kremalı makarna yemek kremayı tek başına yemekten daha düşük Gl değeri sağlayacaktır. Diyabetliler bu konuya meyve, sebze gibi yiyecekleri lifli, nişastalı yiyeceklerle karıştırarak çözüm bulmaktadırlar. Böylece orta veya yüksek Gl değerleri olan gıdalan diyetinizden dışlamanız gerekmeyecektir.

GI DEĞERLERİ
Düşük GI'li yiyecekler:Meyveler,baklagiller,makarnalar,pilavlar,yulaf ezmesi,kremalar.
Orta GI'li yiyecekler:Bal,reçel,dondurma,taze patates.
Yüksek GI'li yiyecekler:Glikoz,beyaz ekmek,kepekli pirinç,mısır gevreği,patates.

Bazı gıdaların Glisemik İndeks değerleri şöyle:

Gıda Glisemik İndeks

Glikoz 100
Mısırgevreği 80
Pirinç 72
Patates 70
Beyaz ekmek 69
Muz 62
Spagetti 50
Yulaf ezmesi 49
Bezelye 47
Elma 38
Mercimek 29
Greyfurt 25
Üzüm 25
Kiraz 22
Soya fasulyesi 15

Alıntı* 

*Kitabı tekrar bulmam gerek ismini ve yayınevini verebilmem için.. Belki bir gün aradığımı daha kolay bulabilirim, şu an için ümitsiz vak'a gibi görünüyorum.  : ))

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !